Annesiyle sıkı bir pazarlığa girdi ama ortada pazarlık yapılacak bir para da yoktu. “Sadece ilk taksiti ödeyin, gerisini ben halledicem” dedi. Olmayan parayı denkleştirdi aile çünkü Mürüvvet’i başka türlü susturmak imkansızdı. Fakat bir süre sonra taksitler ödenmediği için Mürüvvet okuldan atılmakla yüz yüze kaldı. Öğretmenine yalvardı, beni kovmayın diye. Gerekirse erkenden gelip okulu temizleyip sobayı yakabileceğini, karşılığında okuluna devam etmek istediğini söyledi. O kadar çalışkandı ki, müdür okulun tarihinde ilk defa bir öğrencinin bursla okula devam etmesine izin verdi. O da bunun altında kalmadı ve okulunu dereceyle bitirdi.
Akşam Sanat Okulu’na giderken bir an bir şey oldu, bir kapı açıldı… Tesadüf mü dersiniz, kader mi dersiniz bilemem.
Okulda bir piyes sahnelenecekti ve Mürüvvet de yan rollerden birini almıştı. Fakat Mürüvvet o kadar deliydi ki, bütün rollerin repliklerini baştan sona ezberlemişti bile. Başrol oyunucusu Güzide (Nükhet Duru’nun annesi) o gün bir kaza geçirdi ve oyun bir anda başrol oyuncusuz kaldı. Zaman yoktu, birisi lazımdı. Ve işte Mürüvvet, oyundan sonra gazetelerin “Yeni bir Cahide doğdu” diye manşet atacağı performansını gerçekleştirmişti bile.
16 yaşında bir tiyatro oyuncusuydu o artık. İstediği hayata çetrefilli yollardan geçerek kavuşmuştu.
Tiyatrocu Suat Sim ile kısa süre sonra evlendi ancak bu evlilik çok uzun sürmedi. Bir tane de çocuğu dünyaya geldi Mürüvvet’in. İkinci evliliğini de dublaj sanatçısı Temuçin Caymaz ile yaptı, bir çocuğu daha oldu. Maalesef bu evliliği de uzun sürmedi.
Sinemaya adım attıktan sonra artık o da evimizin Adile Naşit gibi tatlı ve tonton teyzelerinden biri olmaya başladı. Fakat onunla ilgili bilmediğimiz öyle detaylar vardı ki. Yukarıdakilerden daha başka hem de…
İlker İnanoğlu’nun canlandırdığı Yumurcak karakterini hatırlarsınız değil mi? İşte bu Yumurcak aslında Mürüvvet Sim’den başkası değil.
Bir gün sette çocukluğunu anlatıyor Mürüvvet Sim. Ünlü yapımcı Türker İnanoğlu’nun çok dikkatini çekiyor ve Mürüvvet’in çocukluğu senaryo olarak yazılıyor ve ortaya Yumurcak serisi çıkıyor. Hiç bilemezdik ki biz de bu afacan çocuğun aslında Mürüvvet Sim’i canlandırdığını…
O küçük Yumurcak’ın içindeki en büyük özlemlerden birisi de sokakta annesi tarafından hasta olmasın diye sırtına geçirilmemiş yelek.Mahallede çocuklar koşturup oynarken anneleri sırtına yelek geçirirmiş terleyip hasta olmasınlar diye. Herkesin annesi bir evden çıkıp çocuğunun yanına gidermiş ama Mürüvvet’e kimse gelmezmiş, gelemezmiş. Gecenin bir saatinde çalışmaktan anca eve dönermiş annesi ve babası. Zaten de hasta olmasından o kadar korkulmayan, üstüne titrenmeyen bir çocukmuş o.
Yıllar sonra bulduğu her yünden yelek örüp çocuklara dağıttı Mürüvvet Sim. Hatta bazılarını kendisi giydirdi çocuklara.linden yününü hiç bırakmadı. Her fırsatta, köşede bir yerde oynamaktan kendini unutmuş bir çocuk olabileceğini aklında tuttu. Mahallede kendi ağladığı zamanları aklından hiç çıkarmadı. Kim bilir kaç çocuğu giydirdi içindeki burukluk ve kocaman şefkatiyle.
Bu cefakar ama başarılı serüvenin sonunda Mürüvvet Sim, çoğu Yeşilçam oyuncusu gibi geçim derdi ile sarsıldı kariyerinin sonuna doğru.
Tiyatronun ve sinemanın tıkandığı noktada iş bulamadığı içn Milli Piyango satıcılığı yaptı uzun süre. Ayıp değil ya, ekmek parasıydı nihayetinde.
Denizden ve rüzgardan gelenlerle “Lodosçuluk” yaparak ekmek parasını kazanmaya başladı sonra. Nasıl mı?
İstanbul’da lodos çıktıktan sonra dipten deniz yüzeyine çıkan eşyalar, takılar kıyıya vurur. Lodosçular da sahile vuran değerli eşyaları alıp satarak geçimlerini sağlar. Mürüvvet Sim de yaşamının sonuna doğru işte böyle ekmeğini kazanmaya başlamıştı.
Genç kızlara “Göster ama elletme” jargonunu kazandıran, yaşadığı hayatın sırları ekranda güldürdüğü kadar bilinmeyen bir Yeşilçam mucizesidir Mürüvvet Sim.
Hayatımızdaki en tatlı tontonlardan bir tanesidir Mürüvvet Sim. Çektiği acıları, çileli hayatını her ne kadar bilmesek de her filminde bize yaşattığı mutluluk onun ne kadar iyi bir sanatçı olduğunun göstergesi. Seviyoruz seni Mürüvvet Abla!
