Pazartesi , 26 Ekim 2026

Beyaz Ekmeğin Bilmediğiniz Zararları ve Yaptığı Hastalıklar Şunlar..





İngilizce yayın yapan sitelerden incelediğim kadarıyla beyaz ekmeğin glisemik indeksi 92, tam buğday ekmeğininki ise, 67. Arada fark var. Ama her şey üçte birlik bir fark için mi diyebilirsiniz. Hayır. Burada gözden kaçan şey, bir yemekte beyaz ekmek yiyen bir kişi en az 6-7 dilimle doyar. Ki çok zaman doymayanlar olabilir. Tam buğday ekmeğinde ise, 2-3 dilimle insan doyar. Fark işte burada açılıyor. Her öğünde fark biraz daha açılarak devam ediyor.





Peki kan şekeri yükselince neler başımıza geliyor, gelin bir görelim.

Sistem şu şekilde işliyor: Siz beyaz ekmeği, karbonhidrat içeren besini, büsküvi, çikolata veya şekerli ürünü yiyince pankeras insülin hormonu salgılıyor. İnsülün hormonu ise en çok heyecan/ endişe durumunda salgılanan bir hormon. Bilindiği üzere takıntıların, paniklerin, anksiyetelerin tetikleyicisi endişeler. İnsülin hormonunu hastanın vücuduna salgılanınca ise hasta daha endişeli bir hale bürünüyor. Çünkü vücudunda endişeyi teşvik eden bir hormon dolaşıyor ve hastamız yeni takıntıların ve paniklerin, fobilerin pençesinde kendisi buluyor.

Karbonhidrat içeren besinleri tükettikten hemen sonra bir sakinleşme ve beyindeki serotonin hormonu yani mutluluk hormonu salgılamasından dolayı geçici bir rahatlama hissedersiniz. Ama bu bir anksiyete- panik- obsesyon hastası için deniz ortasında susuz kalan bir insanın deniz suyu içip geçici süreyle rahatlaması daha sonra deniz suyundaki tuzun etkisiyle bir süre sonra susuzluktan kavrulması gibi bir şeydir. Kan şekeri yükselince, kriz gelir yani.





İş bu kadarla kalmıyor. Bu aşamada, beyin de devreye giriyor. Amigdala (veya amigdela) ismini hiç duymuş muydunuz? Ben de bir kaynakta ratlayana kadar duymamıştım. Hepinizin tahmin edeceği üzere takıntılarımızdan, fobilerimizin, paniklerimizin başlıca sorumlu organ beyindir. Beynin ise en merkezinde amigdela isminde beynin bir bölümü vardır.

Beynin bu bölümü insanı her türlü kötü olaya ve ani gelişen tehditlere karşı korumakla görevlidir. İnsan kötü bir olayla karşılaştığında veya kendine yönelik bir tehditle karşılaştığında bu organ bazı fiziksel reaksiyonlar verir, nöral veya kimyasal.

Bu insanın veya sevdiklerinin canını, malını, varlığını, kişiliğini korumada oldukça hayati öneme haizdir. Fakat bu organın çalışması endişe haliyle süreklilik arz ettiğinde ve/ veya genetik, beslenme gibi nedenlerle çalışma sisteminde bozukluklar oluştuğunda; öğrenilmiş bir hareket yapmaya başlamakta ve insanda tedirginlik oluşturarak sürekli insanı rahatsız etmektedir.





İşte kan şekerinin yükselmesi bu organı, tedirgin hale getirmekte ve savunma mekanızmalarını çalıştırmaktadır. Sorun şurda ki insülin hormonu, gerçek bir tehlikede çok işe yararken, suni bir şekilde yani beyaz ekmek gibi, yapay besin öğeleri gibi şeylerle çalışmaya başlayınca, amigdala yanlış alarm veriyor. Yani ortada bir gerginlik, tedirginlik, panik oluşturacak ortam yokken amigdala alarm veriyor. Ve panik bozukluklar, fobi bozuklukları, panik atak, yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif kompulsif davranış bozukluğu (okb) vs. hep bu durumun devamından dolayı oluşuyor. Sorun ilerlediğinde, eenetik olarak ve yaşanılan olaylara göre, her hastada farklı bir hastalık panik atak, obsesyon, anksiyete vs. ortaya çıkıyor.

Evet obsesyonlarımızın, paniklerimizin, fobilerimizin yani bütün endişenin hafızası amigdaladır. Bu organın öğrenilmiş tepkileri ise nevrotik psikolojik rahatsızlıklarımızın sebebidir.

Deneyin göreceksiniz: Eğer çok tatlı seviyor veya arada sırada bir tatlıyı veya kalori içeren bir ürünü fazla kaçırıyorsanız, hele hele bunu belli bir periyotta aralıksız devam ettiriyorsanız bir süre sonra beyniniz size ne yapacak? Takıntılarınız artacak mı? Başarılı bir iş arkadaşımla yaptığım sohbette, ilk panik atak krizinin çocuklarından artan çikolota, şekerleri tükettikten hemen sonra geldiğini, glukoz şurubunun bu gibi hastalıklar için inanılmaz tehlikeli bir şey olduğunu bir kez daha tespit etmiştim.

Özetle beslenme çok önemli. Düzenli tüketilen ürünler, beyaz ekmek de bunların en başında geliyor daha da önemli. Konuya biraz daha maddesel bakacak olursak. Kötü yağ kullanan bir arabanın bir çok parçasının aşındığını, arıza yaptığını biliriz. Öyleyse kendi içinize, hayatınıza soktuğunuz besinleri sırf lezzetliler diye neden zararlılarından seçiyoruz? Sağlıklı bir hayat dileğiyle.





Yasal Uyarı: Doktora reçete ettirmeden ve doktordan kullanım özelliklerini öğrenmeden ilaç kullanmayınız. Bitkisel ilaçları tıbbi ilaçlarla kullanmadan önce doktorunuza danışınız. Yukarıda ve bu sitede yer alan bilgiler site yöneticisinin ve ziyaretçilerin sadece şahsi tecrübeleri ve kendi fikirleridir. Bilimsel olarak ispatlanmamışlardır. Burada yer alan bilgiler hatalı, güncelliğini yitirmiş olabilir. Size uygun gelen bilgileri psikiyatristinize/ psikologunuza- doktorunuza danışmadan uygulamayınız. Okuyucularımızın bu siteden öğrendiklerinizi uygulamalarından kaynaklı ve bu sitede yer alan bilgilerden kaynaklı sorunlarda yasal sorumluluk kabul edilmez. Yazılar sadece bilgi amaçlıdır.

Sonraki Haber

Şarkıcı Nev hayatını kaybetti! Son röportajı yürekleri dağladı

Şarkıcı Nev hayatını kaybetti! Son röportajı yürekleri dağladı “Zor” ve “Sen Gibi” şarkılarıyla tanınan Nev, …