
Tsunaminin, deprem, yanardağ patlaması ve heyelan gibi afetler sonrası deniz tabanının ani şekilde yer değiştirip, deniz kütlesinin dalgalar yoluyla kıyıya vurmasıyla gerçekleştiğini belirten Cambaz, kaynaktan uzaklaştıkça deniz dalga yüksekliğinin artarak, kıyılarda büyük hasarlara yol açtığını ifade etti.
Japonya’da 11 Mart 2011’de 9,0 büyüklüğündeki depremde olduğu gibi tsunaminin en çok Pasifik Okyanusu’nda dalma ve batma bölgelerinde gözlendiğini aktaran Cambaz, 2004 yılında Sumatra’da 9,3 büyüklüğündeki depremin ardından oluşan tsunaminin farklı kıtalarda ve 11 ülkede depremi hisseden veya hissetmeyen yaklaşık 230 bin insanın ölümüne ve büyük hasara yol açtığını bildirdi.
Dr. Cambaz, depremlerin etkisinde bulunan, 8 bin 300 kilometrelik kıyı şeridine sahip Türkiye’nin de tsunamiden dolayı hasar almaya açık ve önlem alması gereken ülkeler arasında bulunduğunu dile getirdi.
“MARMARA DENİZİ’NDE 6 METRE MERTEBESİNDE DALGALAR SÖZ KONUSU”
Türkiye’de riskli bölgelerin fay hatlarıyla ilişkili olduğuna işaret eden Cambaz, “Kuzey Anadolu Fay Hattı’ndan dolayı Marmara Denizi, Doğu Anadolu Fay Hattı ve devamındaki Ölüdeniz Fayı ile Akdeniz Helenik Yayı’ndan dolayı da Ege ve Akdeniz’de oluşacak depremler sonucu tüm denizlerimizde tsunami meydana gelmesi bekleniyor. Tarihsel kayıtlara da baktığımızda etrafımızdaki denizlerde tsunami var. Girit’in batısında 365, Girit’in güneydoğusunda 1303 yıllarında meydana gelen büyük depremler sonrası tsunamiler yaşanmış. Bunun için de bir yerde deprem oluyorsa yine olacaktır. Tsunami olmuşsa yine tsunami beklenmelidir.” diye konuştu.
İstanbul için tsunami tehlikesine dikkati çeken Cambaz, şöyle devam etti: