
Sağlıksız bir diyetin (Özellikle işlenmiş et ve yağ açısından zengin, meyve ve sebzelerin düşük olduğu bir diyetin) erken başlangıçlı kolon kanserle bağlantılı olduğuna dair artan kanıtlar var. Bağırsaktaki bazı bakteri türleri, kolon kanserinin büyümesinde ve yayılmasında suç ortağı olarak görülüyor.
– Laboratuvar çalışmalarında, normalde insan bağırsağında bulunan çeşitli bakteri türlerinden salgılanan toksinlerin, farelerin bağırsaklarında kansere neden olduğu açıklandı. Fareler üzerinde yapılan bir başka çalışmada, yüksek yağlı bir diyet uygulandığında, bağırsak iltihabını tetiklediği ve bağırsaklardaki tümörlerin büyümesini hızlandırdığı gösterildi.
– Bilim insanları ayrıca erken başlangıçlı kolon kanserinin potansiyel nedenleri olarak; çevredeki faktörleri de incelediler. Bu tür faktörler; hava ile su kirliliği, gıdadaki kimyasallar ve böcek ilacı kullanımı gibi şeyleri içeriyor. Bu etkenler deneniyle fare veya sıçanların bağırsaklarında, kansere neden olan 18 kimyasal tanımlandığı açıklandı. Bu kimyasallardan bazıları DNA’ya zarar verebilir ve potansiyel olarak kolon ve rektum hücrelerinde zararlı mutasyonlara yol açabilir.
KOLON KANSERİ TARAMA YAŞI KAÇ OLMALI?
Batı’daki çoğu ülkede kolon kanseri tarama testlerine başlama yaşı 50’den 45’e çekildi. Peki, bu konuda ülkemizde bir değişiklik var mı?
Bu soruma Prof. Dr. Cem Aygün, “Ülkemizde uygulanan tarama programlarının tüm dünyada olduğu gibi henüz tam olarak etkin şekilde uygulanabildiğini söylemek güç” cevabını verdi. Prof. Dr. Aygün şu bilgileri paylaştı:
“Bilimsel olarak tarama programlarının hastalığı teşhis etmedeki etkileri net olarak gösterildi. Fakat ülkemizde uygulanan tarama programlarının etkin şekilde uygulanabildiğini söylemek zor. Bu tarama programları aslında her ülkenin altyapısı ile kaynaklarına göre şekillendirilebilir ve risk gruplarına göre uygulanabilir. Genel görüş olarak tarama programların 45-49 yaş aralığı içinde kullanıma konulması maliyet ve etkinlik açısından uygun görülüyor.”
Amerikan Kanser Derneği yöneticilerinden Rebecca Siegel, 50 yaş altı kişilerde semptomların görülmesinden tanıya kadar geçen ortalama sürenin 271 gün, 50 yaş ve üstü kişilerde ise 29 gün olduğuna dikkat çekiyor. Bu noktada daha genç kişilerde tanı için daha özel işlemlerin olması gerektiğini vurguluyor.
AİLEDE KOLON KANSERİ VARSA DİKKAT!
Bu noktada akla şu soru geliyor; Ailede kolon kanseri varsa tarama yaşı kaça kadar düşmeli?
Prof. Dr. Cem Aygün, “Ailesel olarak kolon kanseri sık görülen kişilerde özel tarama programları uygulanıyor. Bu durumda kanser gelişme riski çok yüksek ailelerde tarama ergenlik döneminden itibaren başlatılıyor. Taramalar, aile özelliklerine göre genetik testlerle başlanıyor. Ayrıca 1 ila 5 yıl gibi değişen aralıklı kolonoskopiler şeklinde yapılıyor” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Vedat Göral ise “Anne veya babada kolon kanseri varsa 35 yaşından itibaren kolonoskopi yaparak tarama yapılıyor. Birinci derece akrabalarında da kolon kanseri olan vakalarda kişinin şikayeti olmasa bile, erkenden kolonoskopi ile tarama yapıyoruz. Zaten kolon kanseri teşhisi koyduğumuz kişilere çocuklarının da 35 yaşından sonra kolonoskopi yaptırmalarını öneriyoruz. Bu konuda bilgilendirmelerimizi asla es geçmiyoruz” dedi.
NEDEN ERKEKLERDE KADINLARA GÖRE DAHA ÇOK GÖRÜLÜYOR?
Türkiye’de de erkekler, kadınlara oranla daha fazla kolon kanserine yakalanıyor. Bunun temel nedeni nedir?
Prof. Dr. Vedat Göral, erkeklerde daha fazla görüldüğünün doğru olduğunu söyleyerek “Paylaşılan yüzdelere göre erkeklerdeki sıklığı yüz binde 25.3 iken kadınlarda yüz binde 14.2” dedi.
Prof. Dr. Cem Aygün ise kadın ve erkeklerde görülme sıklığıyla ilgili önemli bir farklılığa dikkat çekti:
“Kadın ve erkeklerde kolon kanseri bazı farklılıklar gösteriyor. Erkeklerde sol taraflı kanserler daha sık görülürken kadınlarda sağ taraflı kolon kanserleri daha fazla bildiriliyor. Hormonal ve anatomik yapısal değişiklikler, yanlış beslenme alışkanlıkları, sigara, alkol tüketimi ve kırmızı et tüketimi de her iki cinsiyet arasında hastalık gelişimi açısında farklılıklar oluşturabilir. Bununla birlikte şunun da altını çizmekte fayda var; günümüzdeki tarama protokolleri kadınlarla erkekler arasında ayrı uygulamalar önermiyor.”