
Türkiye’nin dört bir yanı ateş çemberidir. Bu ateş çemberinin içine Türkiye de çekilmek istenmektedir. Ülkemizin bu zor zamanlarında, “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi ile hareket eden CHP’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Uzun süredir AK Parti çevreleri ve medyasında Erdoğan sonrası için yerine oğlu mu yoksa damatlarından birinin mi geçmesinin uygun olacağına yönelik yürütülen tartışmalar ile ABD düşünce kuruluşlarının Türkiye’ye ilişkin raporlarının özetinin, ABD Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın ağzından, “Ortadoğu’da sadece monarşiler işe yarıyor, demokrasi başarısız.” şeklinde dile getirilip, Türkiye’ye monarşiyi önermesi birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’de “yurttaş”ı, “ümmet” ile ikame eden ve “üniter devlet” ile “eyalet sistemi”ni yer değiştiren bir Anayasa değişikliğiyle totaliter rejimi inşa etme sürecinin yürütüldüğü herkesin anlayabileceği açıklıktadır. Gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyor. Emekliler geçinemiyor. Çalışanlar yoksullaşıyor. Çiftçiler üretimden çekiliyor. Konut barınmadan yatırım aracına dönüşüyor. Eğitim sınıfsallaşıyor. Sağlık hizmetleri gelir düzeyine göre farklılaşıyor. Devlet giderek vatandaşın değil, ayrıcalıklı grupların devleti gibi algılanıyor. Bu nedenlerle Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yalnızca seçimli despotizmden demokratik Cumhuriyete tekrar geri dönüşe değil, CHP iktidarına da ihtiyaç vardır.
Saray rejimi, başarısızlıklarını perdelemek, Türkiye’ye verdiği zararın konuşulmasını engellemek ve rejim değişikliği sürecinde CHP’yi güçten düşürüp pasifize etmek için halkın önüne CHP’yi, CHP’nin önüne de CHP’yi parçalamak için CHP’lileri atmıştır. Türkiye’de işsizlik, üretimsizlik, açlık, yoksulluk, pazardaki pahalılık, evlerde kaynamayan tencereler, hastanelerde tedavi göremeyenler, okula aç giden çocuklar, gelir dağılımı eşitsizliği, yoksul halktan enflasyon yoluyla zenginlere aktarılan sermaye transferi, emeklilere reva görülen sefalet ücreti, gençlerimizin gasp edilen geleceği konuşulmamakta, siyaset dünyamız ve medyamız hep birlikte ve el ele CHP’li belediyelere yapılan yolsuzluk operasyonları ve mutlak butlan davasıyla yatmakta ve bunlarla kalkmaktadır.
Planlandığı ve dolayısıyla beklenildiği üzere mutlak butlan kararıyla birlikte CHP ikiye bölünmüş; butlan ile gelenler “ARINMA”, butlanla gidenler “DİRENME” kavramlarını politikalarının temeline yerleştirerek giriştikleri mücadelede Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisi CHP’nin Genel Merkezine polisle girildiği ve CHP Genel Merkezinin polisle boşaltıldığı görüntüleri dünyaya izletmişlerdir.
Bugün Grup toplantısı öncesinde yaşananları da bu süreçten ayrı düşünmemek ve umudunu CHP’ye bağlayan milyonlarca seçmenin gözyaşlarına sebep olduğunu görmezden gelemeyiz.
ARINMAK, DİRENMEK YETMEZ BU NOKTAYA NASIL GELDİĞİMİZLE İLGİLİ DE YÜZLEŞMEK ZORUNDAYIZ.
CHP yalnızca bir seçim partisi değil, Cumhuriyet’in kurucu partisidir.
Bu itibarla CHP’nin görevi, yalnızca iktidarı değiştirmek değil, Türkiye’nin yönünü değiştirmektir. Bunun için CHP’nin parçalanması değil, bütün kadrolarıyla kol kola, sımsıkı, omuz omuza v’e başı dik bir şekilde ayakta durması gerekmektedir. Demokratik, laik, sosyal hukuk devletine gönül vermiş tüm yurttaşlarımızı CHP’ye üye olmaya; CHP’nin altı okunda simgeleşen Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Laiklik, Devletçilik ve Devrimcilik ilkelerine dayalı ideolojisini benimsemiş üyelerimizi de CHP’ye sahip çıkmaya davet ediyorum. CHP’nin gerçek sahibi halkın gönlü ve üyelerinin iradeleridir.”
Sonraki Haber
Şarkıcı Nev hayatını kaybetti! Son röportajı yürekleri dağladı
Şarkıcı Nev hayatını kaybetti! Son röportajı yürekleri dağladı “Zor” ve “Sen Gibi” şarkılarıyla tanınan Nev, …